Ferman Akgül : İki konuda okuyucuları aydınlatmak amacıyla soruyorum, söyle bakalm Thom Yorke'a benzemek için gözünü yaptırdın mı ve sahnede Marilyn Manson gibi olmak için neler yaptın ? Hayko Cepkin : Defalarca kez açıklandı bu meseleler ama halen zaman zaman karşımıza çıkabiliyor. Öncelikle bu güzel soruyu bana yönelttiğin için sonsuz teşekkürler Ferman kardeşim. Bana dipsiz aydınlanamayan karanlık noktada yolumu aydınlatacak bir fene yaktın. Gökyüzündeki yıldızlar kadar parlak kalbinle, güneş etrafında dönen bir ay taneciği gibi savrulan yalan dolan aleminde toz bulutu olma imkanı tanıdın. Ve sorumu cevaplıyorum ; Evet , Thom Yorke'a benzemek için gözü yaptırdım. Çok meşakkatli bir operasyondu, hop oturup hop kalktık ama sonuç harika oldu. Tıpkı aynısı oldum. Gelelim Marilyn Manson meselesine.. Onun içinde önce ' 6 Maddede Marilyn Manson Olma Sanatı ' kitabını 3 kere okuyup sonrasında Hollanda'da açılan ' 8 Derste Nasıl Marilyn Manson Yapılır ? ' kurslarına katıldım. Nasıl ? Anlatabildik mi acaba hangi organımızla gülebildiğimizi ?
her harfini altın tozuna bandırarak yazsam bile şu mektubu, bir tebessümün kadar değer kazandıramam.gökten yıldızları indirip, koysam bile her adımının altına, bana gelişine teşekkür etmiş olamam.nefes aldığın her yere, en gürbüz ormanların havasını getirsem bile, ciğerlerime doldurduğun mutluluğa karşılık veremem.gözlerinin değdiği her yere babil bahçeleri kursam bile, bana bir derin bakışının bedelini ödeyemem.en sihirli kelimeleri dizsem bile ardı ardına, bir “seni seviyorumun”a cevap veremem.ipeklerle doldursam bile narin teninin değdiği her bir noktayı, bir elimi tutuşunla hissettirdiklerini hissettiremem.incilerden notalar yapıp, en güzel aşk şarkılarını bestelesem bile uğruna, bir “canımmm” deyişindeki ahengi yakalayamam.en yağmur yüklü bulutları sıksam bile tepemde , bir göz yaşının ıslattığı kadar ıslanamam.ve tüm kraliçe arıları bir kovana sokup bal yaptırsam bile, dudaklarından tatlısını yaptıramam.bu gerçek dışılığa yakın şeyleri yapsam bile sevgine karşılık vermeyecekken, sen yapmadığım halde bana en güzel duyguları yaşatmaktan vazgeçmiyorsun. seni çok seviyorum. seni çok seviyorum.
belki şanstı..
belkide kader...
sen başka yerlerdeydin...
hayata küskün...
insanlara küskün...
ben yıkık dökük sevdalardan çıkmıştım...
benliğimi kaybetmiş..
güvenimi kaybetmiş...
ve yalnızlığımın üzerine geldin...
yaşamadığımız aşkı..
mutluluğu...
üç günde aşkı..
on günde on yılı yaşadık...
benki yokluğunda bile seni yaşadım..
sen hep imkanlar aradın...
ve kaybolduk... sonra yeniden bulduk...
iki ayrı bedende
tek yürek.. tek nefes olduk..
her güne benim olduğunu düşenerek başladım..
ben şanslıydım bikere.. sen vardın.. daha neydi..
senden hiç gitmeyeceğim... unutma...
hep benimle ol..
benim kal..
sen istersen eğer...
pes edersen...
ayağa kalkamazsan git...
gidersende birgün...
ben bilmeyeyim gittiğini...
ellerini... dudaklarını
bende bırak ne olur...
....ve sonrada yine;
...bu can sensiz yaşarmı sanıyorsun....
diyerek... hemen dön olmaz mı?
yalandı...
şakaydı...
gitmem...
gidemem...
de....
diyebilir misin?
sen, benden hiç gitmeyebilir misin?
Bu film sayesinde Çağan Irmağın daha hayranı oldum sanırım.Sinemadan kalkmadan gitsem gitsem diyodum .Bir pazar günü istanbula teyzemlerin yanına gittim.Bi de ne göriyiiiimm Issız adamın cdi'si :OSevindim tabii görünce.Akşam izlemek için hazırlandık.Cdi'yi taktık.Büyük bir heyecanla bekliyoruzz Film başladı Bide ne göriiiiim Cdi bozuk :(İzleyemedik..Ertesi Gün Eniştem Cdi'yi değiştirdi.Sonunda İzleyebilicektim .Kiiii akşam misafir geldi Gene izleyemedik:(En sonunda Çarşamba günü Eniştem ben kuzen odaya kapanıp filmi izlemeye koyulduk.Film romantik ama bayaaaa bi ayıp sahneler vardı ;)Eniştem o sahneleri Geçe geçe bi hal oldu :)Ama Filmin son 10 dkkası çok romantikti :()Güzeldi :))))
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır, Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardım çiçeklerin en solmazını, Toprakların en bereketlisini sende sürdüm, Sende tattım yemişlerin cümlesini. Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin! Desem ki... İnan bana sevgilim inan, Evimde şenliksin, bahçemde bahar; Ve soframda en eski şarap. Ben sende yaşıyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi farkedemezsen, Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme, müsterih ol; Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini, Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede, Hatırla ki mahşer günüdür Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
Cahit Sıtkı Tarancı ...
Sen boşver onları uç gönlünce
Onların hiç kanatları olmadı ki...
Sen boşver onları uç kendin gibi kelebek gibi...
Onların ruhu böyle rengarenk değil saf ve tertemiz.
Kelebek..kelebekk..sen uç hep gönlünce...Kelebek kelebekk..sen uç hep gönlünce...
Şimdilik tek isteğim bu ..
Umutlarımı, hayallerimi, rengarenk düşlerimi koskoca bir bavula doldurup gökyüzünde akıp giden bulutların üstüne çıkarak kaybolmak istiyorum.
İstediğim hayatların yaşanıldığı yerlere geldiğimde ise yağmur olup içlerine yağmak...
Şimdilik tek isteğim bu...